Kudüs Ziyareti Neden Önemli ?

Kudüs birçok dinin ve medeniyetin izlerini taşıyan, özellikle Hristiyan, Yahudi ve Müslümanlar için en kutsal mekânlardan olan birçok peygamberin ve hükümdarın üzerinde hâkimiyeti bulunduğu ve birçok Allah dostu ve ulemaya ev sahipliği yapmış bir şehir.

Hz. Allah tarafından, çevresiyle birlikte kutsal kılınan dünyanın en eski ikinci ve en mukaddes üçüncü mescidinin olduğu şehirdir. Hz. İbrahim ve hanımı Hz. Sare Kudüs yakınlarındaki Sebu’da yaşadı. Hz. İbrahim peygamberin oğlu Hz. İshak burada doğdu ve Kudüs yakınlarında ruhunu teslim etti. Babası Hz İbrahim’in el-Halil kasabasındaki mezarının yanına defnedildi. İshak, Yakup, Yusuf peygamberlerin ve Sare Annemizin kabirleri de buradadır.

Hz. Lût peygamberin gençliği, Hz. İbrahim peygamber ile birlikte Kudüs’te geçmiştir ve daha sonra Lut Gölü yakınındaki kavme elçi olarak görevlendirilmiştir.

Hz. Musa ve Hz. Harun peygamberler İsrail oğullarıyla Mısır’dan çıkıp Kızıldeniz’i geçince Yüce Allah, Kudüs’e gitmelerini emretti. Hz. Muhammed Mekke’den Medine’ye, Hz Musa ve Hz Harun Kahire’den Kudüs’e hicret etmiştir. Hz Musa peygamber, mezarının Mescid-i Aksa’ya yakın olması için niyazda bulundu ve duası Cenabı Allah tarafından kabul buyrularak Mescid-i Aksâ yakınlarında ruhunu teslim etti.

Hz. Davut, sapanıyla zalim Câlut’u öldürdü. Hz Süleyman peygamber cinlerden ve insanlardan oluşan ordusu ile kurduğu hâkimiyet ile muhteşem bir saray yaptı ve babasından aldığı şehri yeryüzünün başkenti yaptı. Hz. Süleyman’ın inşa ettiği şehir Bâbil kralı Nebukadnezar tarafından yakıldı, yıkıldı, yağmalandı, mahvedildi. Yıllarca isyanlara, işgallere, ihtilâllere ve kanlı savaşlara maruz kaldı ve halkı defalarca sürgüne gönderildi. Hz. Zekeriya peygamber testerelerle ile doğrandı, Hz. Yahya’nın başı kesildi.

Hz Meryem, Mescid-i Aksâ’nın doğu tarafındaki hücresinde itikâfa çekildi ve odasındaki mihrapta Rabbinin meleklerle gönderdiği cennet meyvelerinden rızıklandırıldı.

Hz. İsa, Kudüs yakınındaki Beytüllahim şehrinde bir mucize olarak babasız doğdu, daha bebek iken konuştu ve önce Celile şehrinde sonra da Kudüs’te insanları hak dine dâvet etti. 33 yaşına gelince Kudüs’ten semalara Allah’ın katına yükseldi.

Kudüs Babillilerden sonra, Romalılar tarafından büyük bir işgal yaşadı ve halk tekrar sürgüne gönderildi. Sonrasında Roma imparatoru Hadrian tarafından yeniden imar edildi. Daha sonra misyonerlik faaliyetleri başladı ve Bizans imparatoru Konstantin bu şehri hristiyanlaştırdı. Annesi Helen ile birlikte putları yıkıp Kutsal Mezar kilisesini yaptırdı. Hz İsa’nın bebekken yıkandığı taş beşik İstanbul’a  nakledildi.

Peygamber Efendimiz hicretten sonra 17 ay boyunca, namaz kılarken Mescid-i Aksâ’yı kıble edindi ve yüzünü Kudüs’e çevirdi. Peygamber Efendimiz Miraç yolculuğunda Burak atına binip Mekke’den Kudüs’e, Kudüs’ten arş-ı âlâya yolculuk yaptı. Peygamberimizin Kudüs’te tüm peygamberlere namaz kıldırdı.

Halife Hz Ömer’in tâyin ettiği İslam orduları başkumandanı Ebû Ubeyde b. Cerrah Kudüsü fethetti. Patrik Sophronios şehrin anahtarlarını, Ebû Ubeyde’nin dâvetiyle Medine’den Kudüs’e gelen Hz Ömer’e teslîm etti. Kudüs fâtihi olarak şehre giren Halife Hz. Ömer, bir çöplük haline getirilmiş Mescid-i Aksâ’nın etrafını temizletti. Rasûlullah’ın ayak izinin bulunduğu o kutsal taşı (Hacer-i Muallak) bulmak için eteğinde taş taşıdı, işçilerle beraber çalıştı ve Mescid-i Aksâ’yı, Hacer-i Muallaka’nın kıble tarafına yaptırdı. Halka İslamı öğretmesi için Ubâde b. Sâmit’i kadı tâyin etti. Ubâde bin Sâmit ve Semân-ı Fârisî buraya defnedilmiştir.

Emevi halifesi Abdülmekil b. Mervan, Peygamberimizin miraca çıkarken bastığı kaya (sahra) üzerine, Kubbetüs-sahra’yı inşa ettirdi. O günden sonra birçok kişi Kubbetüs-sahra’yı Mescid-i Aksâ zannetti. Oğlu Velid b. Abdülmelik ise Mescid-i Aksâ’yı yeniden inşa eden halife oldu. Depremde zarar gören Mescid-i Aksa’yı Abbasi halifesi Ebû Câfer Mansur, yeniden inşa etti.

Râbiatül Adeviyye, Bişr-i Hafi, Seriyyüs Sakatî gibi Allah dostları Kudüs’te yaşadılar. Sayısız işgal, kıtlık, savaş ve depremlerle zarar gören Kudüs, Fatımi halifesi tarafından yeniden inşa edildi.

Selçukluların Kudüs’e hâkim oldukları 25 yıl içerisinde, Dünyanın dört bir yanından çok sayıda âlim, şehre akın akın gelmeye başladı. İmam Gazzâli derslerini burada nakşetti. Ebû Bekir İbnî Arabî 3 yıl boyunca burada kaldı. Kitaplarını burada yazdı. İbn-i Kayserâni Mescid-i Aksâ’da hadis dersleri verdi.

1099 yılında Haçlı orduları Fatımilerin hâkimiyetindeki Kudüs’ü işgal ettiler. Sokaklar Müslüman cesetleriyle doldu. Kan kokusu, günlerce Kudüs ve çevresinde hissedildi. 1185 yılında Kudüs krallık ordusunun Kahire’den Şam’a giden bir Müslüman kervanına saldırmasıyla başlayan harekât, Selahaddin Eyyûbi’nin iki yıl sonra Kudüs’le birlikte 52 şehri fethetmesiyle sonuçlandı. Miraç kandilinde Selahaddin Eyyûbi Kudüs’e girdi. Kudüs haçlıların işgalinden itibaren 145 yıl sonra Türk hâkimiyetine girdi. Memlûk sultanı Muhammed b. Kalavun 40 yıl içerisinde şehri yeniden imar etti.

Memlûkler Kudüs üzerindeki hâkimiyetleri zayıflayınca Yavuz Sultan Selim, Kudüs’ü fethetti. Kanuni Süleyman, Mescid-i Aksâ çevresine surlar ve Hürrem Sultan’da bir külliye yaptırdı.

1870’ den sonraki Yahudi göçleri, Kudüs’ün dengesini bozdu. Sultan 2. Abdülhamid, Siyonizm’i ve Filistin’e Yahudi göçünü engellemek için yoğun çaba sarf etti ve şehri yeni baştan imar etti. 1917 yılı Kudüs için bir felaket oldu ve 11 Aralıkta İngiliz askerler Kudüs’e girdi. Böylece Kudüs’teki Müslüman hâkimiyeti de sona erdi. 1948 de İsrail Devleti kuruldu. Böylece Ortadoğu’yu kan gölüne çevirecek Filistin-İsrail mücadeleleri başlamış oldu.